16663,30%2,50
43,42% 0,06
51,83% -0,07
7254,47% -3,21
12847,90% 5,74
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), rezervlerdeki yükseliş trendini bir üst basamağa taşıdı. Geçtiğimiz hafta kırılan rekorun dumanı henüz üstündeyken, 23 Ocak haftasında açıklanan veriler "kasada yeni bir tarihi zirveyi" işaret etti.
TCMB tarafından yayımlanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, toplam rezervler sadece bir haftada 10 milyar doların üzerinde devasa bir artış göstererek 215 milyar 614 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, Cumhuriyet tarihinin en yüksek rezerv seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Bu rekor artışın detaylarına inildiğinde, yükselişin iki ana motordan güç aldığı görülüyor:
Böylece Merkez Bankası, 16 Ocak haftasındaki rekorunu egale etmekle kalmadı, çıtayı çok daha yukarıya taşıyarak üst üste ikinci haftayı da zirvede kapattı.
Haberin vitrini parlak: "215 Milyar Dolar." Peki, bu tablonun arka planında ne var ve bu bizim için neden önemli? İşte satır araları:
1. Altın Fiyatlarının "Kaldıraç" Etkisi
Dikkat ederseniz toplam artışın (10,4 milyar dolar) yaklaşık %80'i altın rezervlerinden geliyor. Bu durum, Merkez Bankası'nın tonlarca fiziksel altın almasından ziyade, küresel piyasalarda ons altın fiyatlarının yükselmesiyle elimizdeki altının değerlenmesinden kaynaklanıyor (revaluation). Yani Merkez'in kasasındaki altın, durduğu yerde değer kazanarak toplam rezervi yukarı itti. Bu, "güvenli liman" stratejisinin meyvesini verdiğini gösteriyor.
2. "Tam Yol İleri" Mesajı
Üst üste iki hafta rekor kırılması, piyasalara verilen psikolojik mesaj açısından çok kritik. Yüksek rezerv, olası döviz şoklarına karşı ekonominin "zırhının" kalınlaştığı anlamına gelir. Yabancı yatırımcı, "kasanın dolu olduğunu" gördüğünde ülkenin risk primini (CDS) daha olumlu değerlendirir.
3. Brüt ve Net Ayrımı
Bu rakamlar "Brüt" rezervlerdir; yani bankaların Merkez Bankası'nda tuttuğu zorunlu karşılıklar ve borçlar da dahildir. Ancak brüt rezervin 215 milyar doları aşması, likidite gücü ve manevra alanı açısından tartışmasız pozitif bir sinyaldir.
Özetle: Merkez Bankası, hem döviz biriktirme stratejisi hem de altının küresel değerlenmesi sayesinde "finansal savunma sanayisini" güçlendirmiş görünüyor.
KAYNAK: İLKHA